SURİYELİ KELEBEKLERİN RÜYASI

Bugün topraklarındaki üç milyon mülteciyle Türkiye, sonu görülemeyen bir savaş

nedeniyle yerinden edilen en çok sayıda insanı barındıran ülke haline geldi. Yedinci yılına giren

Suriye krizi geride pek çok parçalanmış hayat, derin izlerle dolu vücut ve ruhlar bıraktı. Mülteciler,

Türk komşularının ve insani yardım örgütlerinin sayesinde kalplerinden Suriye’yi çıkarmadan yarın

için dua edip hayata sıfırdan başlıyorlar.

Eyüpkent’in 400 bin kişi ile Türkiye’deki en büyük göçmen kampı olduğuna değinilerek,

mültecilerin hangi koşullarda nasıl, nereden Türkiye’ye vardıklarından, ne işlerde çalıştıklarından,

çocukların yaşadıkları zorluklardan ve mülteci kamplarında nasıl yardım edildiğinden, düzenlenen

sosyal etkinliklerden bahsediliyor. AB kaynaklı ‘Acil Sosyal Güvenlik Ağı’ nın (ESSN) mültecilere

verdiği banka kartının nasıl işlediği anlatılıyor.

ECHO’nun Koordinatörü Jane Lewis ile yapılan röportajda Türkiye’nin insanı yardım konusunun

deney tahtası gibi olduğunu söylüyor. Yeterli maddi kaynakları olduğunu fizik tedavi’den

protezlere, eğitimden barınmaya, travma yaşayan çoğunluğun tedavisine kadar pek çok konuda

çalıştıklarından ve projeler geliştirdiklerinden bahsediyor. Türk hükümetinin ve halkının genel

olarak konuya yardımcı olduklarını ve misafirperver olduklarına değiniyor.

İbrahim Vurgun Kavlak: Bu çocuklar Suriye’ye dönmek istediklerinde kayıp bir jenerasyon

oluşabilir

Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD), UNICEF ile birlikte çocuklara ve

ailelere beş yeni destek merkezi açtı. Koordinatör İbrahim Kavlak, eğitimin çocuklar için en acil

ihtiyaçlardan biri olduğunu belirtti.

Bu çocuklara eğitim sağlamanın önemi nedir?

Eğitim belki de en önemli konulardan biridir. Okul çağına gelmiş bir milyon çocuk var. Hiçbir şey

yapmadan geçen altı ay, bir insan hayatı için çok uzun bir süre olabilir. Bu çocuklar Suriye’ye

dönmek istediklerinde kayıp bir jenerasyon oluşabilir. Eğer eğitim alamazlarsa erken yaşta evlilik,

çocuk işçiliği, tecavüz ve ya cinsiyete dayalı şiddet gibi sorunlarla karşılaşabilirler. Suriyeliler için

geçici eğitim merkezleri ve Türk okulları bulunmaktadır. Maalesef bu okullar yeterli sayıda değildir

ve öğretmen sayısı azdır. Dünya Bankası ve UNICEF’in Suriyeliler için bir takım okul projeleri

bulunmaktadır. T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, Suriyeli mültecilere eğitim sağlayabilmek için özel bir

bölüm kurdu. Eğitimin çocuklar için çok önemli olduğunu, hatta bazen temel ihtiyaçlardan bile

daha acil bir hale geldiğini söyleyebiliriz. Çocukların böylesine travmatize olduğu bir dönemde

eğitim, sosyalleşebilmek ve terapi görebilmek için çok önemlidir. Mesela, İstanbul Atatürk

Havalimanı’na inen uçakları duyduğunda hala hava saldırısına uğramaktan korkan çocuklarla

karşılaşıyoruz. Bu çocuklar büyük bir travma yaşamaktalar ve eğitim bu travmaları atlatmak

konusunda onlara yardımcı olabilir. Türk devleti belki mülteciler için yeni bir eğitim sistemi kurmalı.

Okulların kapasitelerini ve öğretmen sayılarını arttırmalı, belki de Suriyelilere özel hazırlanmış bir

müfredat ve mesleki eğitim sistemi getirmelidir. Eğitim sistemindeki iyileştirme şu an için acil

öneme sahiptir çünkü bugüne kadar yapılan sosyal yardımlar özellikle toplu yerleşim yeri, gıda ya

da barınma konularında gerçekleştirilmiştir. Artık uzun vade için bir şeyler yapmanın zamanı

gelmiştir.

Eğitimsizliğin getirdiği tehditlerden bir tanesi de çocuk evliliği. Bu artmakta olan bir sorun

mu?

Evet, evlilik ailelerin sofraya koyduğu tabak sayısını azaltan bir etken. 2016’nın başlarında ayda

bir iki evlilik olurken yıl sonuna doğru bu sayı haftada üç ve ya dörde yükseldi. Böyle toplumlarda

evlilik hassas bir konudur. Dilencilik yapan, sokakta uyuyan ya da tekstil fabrikalarında çalışan çok

sayıda çocuk var. Buna ailesini tek başına geçindiren kadınlar ve yetişkin erkek bireyin olmadığı

aileleri de ekleyebiliriz. Çocuklar bozulan aile yapısına tanık olmaktadırlar. Mesela bu nedenle,

mülteciler için bir müzik grubu ve konservatuar ve şimdi de mülteci çocuklar için bir tiyatro grubu

kurduk. Suriyeli, alanında sayılı insanlardan biri olan virtüöz bir piyanistimiz var. O şimdi başka

ülkelerde konserler verecek. Eğer onlara bu tür fırsatlar yaratmayı başarabilirsek nerelere

ulaşabileceklerini hayal bile edemeyiz.

Türkiye geçen yıl yapılan anlaşma sebebiyle Avrupa Birliği’nden para yardımı alacak. Bu

miktar yeterli mi?

Doğrusu yeterli değil. Türkiye’nin Avrupa ülkelerinden birine üç milyon mülteciyi alması

karşılığında üç milyar avro teklif ettiğini varsayalım, bence bunu hiçbir AB ülkesi kabul etmez. Bu

anlaşmanın insan hakları ihlalleri gibi ekonomik, yasal ve sosyal sonuçları olacaktır. Sadece para

yardımında bulunup sonrasında olanlara gözlerini kapatmak doğru bir yaklaşım değil. Mart’tan

sonra havaların düzelmesiyle daha çok mültecinin gelme ihtimali var. Bu nedenle AB ile yapılan

anlaşma başarılı değildir. Stratejik ve coğrafi konumu sebebiyle Türkiye her zaman göçmen ve

mülteci akınıyla karşı karşıya olacak. Bir sorumluluk paylaşımı yapılmalı çünkü bu tüm dünyayı

ilgilendiren çok önemli bir sorundur.