Şiddetin vatanı, kadın dayanışmasının sınırları yoktur!

Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM) olarak, 25 yıldır krizlerden etkilenen kişilerin insanlık onuruna yaraşır bir biçimde hayatlarını sürdürebilmeleri ve yaşadıkları zorluklarla başa çıkabilmeleri için çalışmaya devam ediyoruz.

SGDD-ASAM olarak, toplumsal cinsiyet temelli şiddetin önlenmesi, kadınlar ve risk altındaki çocuklar için güvenli alanların oluşturulması ve bu kişilere hak ve hizmetlere erişim için koruma faaliyetleri ve psikososyal destek sağlanması amacıyla ilgili kurumlarla işbirliği içerisinde çalışmalar yürütüyoruz. Salgının etkisiyle gittikçe artan koruma ihtiyacına yönelik hizmetlerimize ek olarak, son yıllarda temel faaliyetlerimizden biri haline gelen sosyal uyum konusu da dahil olmak üzere sığınmacı kadın ve kız çocuklarının hayatın her alanında hak ve hizmetlere eşit koşullarda ulaşabilmeleri adına, her türlü faaliyetimize aktif katılımlarını teşvik ediyoruz.

Cinsel sağlık ve üreme sağlığı, aile planlaması, toplumsal cinsiyet temelli şiddete ve koruma mekanizmalarına dair farkındalık artırma oturumları, psikososyal destek danışmanlıkları, Türkçe dil kursları, meslek edindirme kursları ve istihdama dair destekleyici eğitimler gibi pek çok farklı sektörden faaliyetlerimiz ile 25 yıldır eriştiğimiz sığınmacıların %48’ini kadın ve kız çocukları oluşturuyor.

İnsanlık tarihinin küresel olarak belki de en zor yıllarından birini geride bırakmışken, küresel kriz olarak karşımıza çıkan Covid-19’un herkesi eşit olarak etkilemediği; savaşlar ve zorunlu göçler sebebiyle toplumumuzun bir parçasını oluşturan sığınmacılar için her zamankinden daha zor, dezavantajların daha da görünür olduğu bir dönemdeyiz. Sığınmacı kadınlar için bu süreç kadın olmanın yanı sıra mülteci olma durumu ile kesişen ve çoklu dezavantajların yaşandığı günler anlamına geliyor.

SGDD-ASAM olarak, 2020 yılında pandemi ile mücadele, Edirne sınır bölgesinde yaşanan düzensiz göç hareketliliği ve İzmir depremi sonrasında yürütülen çalışmalarda, sığınmacıların hassasiyetlerine ve ihtiyaçlarına yanıt verecek nitelikte eylemler, acil müdahale planları ve müdahale araçları geliştirdik. Yaşanan krizlere toplumsal cinsiyete duyarlı bir biçimde müdahale edebilmek amacıyla, kadın ve çocukların ihtiyaçlarına yanıt vererek, krizlerin olumsuz etkilerini hafifletmeye yönelik çalışmalarımızı çok yönlü olarak sürdürdük.

SGDD-ASAM olarak, tüm çalışanlarımız ve danışanlarımız için şiddetsiz ve güvenli bir çalışma ve yaşam ortamı sağlamak amacıyla, sıfır tolerans ilkesiyle “Cinsel Sömürü, Cinsel İstismar ve Cinsel Tacize Karşı Önlem ve Destek İlkeleri Belgesi”ni kabul ederek kuruluşumuz içerisinde bu belgeyi yürürlüğe koymanın memnuniyetini yaşıyoruz. Hizmet sunduğumuz toplulukların ve çalışanlarımızın bu konularda farkındalık kazanmalarını sağlamak adına çalışmalarımızı geliştirerek sürdürüyoruz.

Sunduğumuz hizmetlerin ve gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerin ana faydalanıcıları olan kadınlar ve kız çocukları,  bugüne dek tespit ettiğimiz toplumsal cinsiyet temelli şiddet vakalarının, %92’sini oluşturuyor. Birçok raporda aktarıldığı gibi toplumsal cinsiyet temelli şiddet, kriz ortamları, afetler, salgın hastalıklar da dâhil olmak üzere her türlü acil durum sırasında artma eğilimindedir. Bu tip krizler kadınları özellikle savunmasız kılmaktadır. Geçtiğimiz yıl SGDD-ASAM ofislerince, süregelen krizler neticesinde, ev içi şiddet vakalarında artış olduğu gözlenmiştir. 2020 yılı ve 2021 Ocak ayı itibarıyla tespit edilen toplumsal cinsiyet temelli şiddete maruz kalan danışanların %87’si kadın, %6’sı kız çocuğudur. 17 Mart 2020 tarihi itibarıyla Covid-19 önlemleri kapsamında telefonla danışmanlık yöntemine geçtiğimiz süreçte 3.703 kadın ve kız çocuğunun toplumsal cinsiyet temelli şiddete maruz bırakıldığı tespit edilmiştir.

Ülkemizde,  2020 yılı başından Şubat 2021 sonuna kadar yazılı ve görsel basına yansıyan haberlerden derlendiği üzere 445 kadın ve çocuk öldürülmüştür. Öldürülen kadınların en az 32’si,  en az 15 farklı uyruktandır. Bu haberlerde ayrıca 20 kişiye yakın ismi ve uyruğu bilinmeyen kadın ve kız çocuğunun öldürüldüğü bilgisi mevcuttur.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle, yeniden kayıpların yaşanmaması adına elimizden geldiği kadar desteklerimizi sürdürerek; toplumsal cinsiyet temelli şiddetin bütün türlerinden, ayrımcılıktan ve yaşam hakkının ihlalinden uzak, hep birlikte insan onuruna yaraşır bir hayat sürebildiğimiz bir dünya için yüksek sorumluluk bilinciyle çalışmalarımıza devam edeceğimizi açıklıkla paylaşmak isteriz. Temel ilkelerimizden biri olan, toplumsal cinsiyet eşitliğini yaşamın her alanında evrensel bir insan hakları konusu olarak görmeye, şiddetsiz bir dünya için sürdürdüğümüz bütün çalışmalarımızda toplumsal cinsiyet eşitliğini hedeflemeye devam edeceğiz.