Kadınların kendileriyle bağ kurmalarını ve birbirlerinden ilham almalarını amaçlayan etkinlikte anneler önce kendilerini tek bir kelimeyle ifade etti. Ardından kalemler kâğıda değdi ve her biri gelecekteki kendisine birkaç satır umut bıraktı.
Bu mektuplar yalnızca geleceğe yazılmış birkaç cümleden ibaret değildi; bir kadının cesareti, bir annenin sabrı ve daha iyi bir hayat kurma isteği bu satırlara yansıyordu. Yazılan satırlar birbirinden farklıydı ama hepsi aynı duyguda buluşuyordu: Umut.
“Güçlü olmaya devam edeceğim”
“Yapmak istediğim o kadar çok şey var ki… Öncelikle sağlık isterim. Ailemle birlikte evimde güzel günler yaşamak isterim.”
“Bir yıl sonra hayatımın daha güzel olmasını, çocuklarımın sağlıklı olmasını isterim.”
“Çocuklarım için güçlü olmaya devam edeceğim.”
“Umarım bir yıl sonra daha huzurlu, daha mutlu bir hayatım olur.”

Bu küçük kâğıtlara yazılan cümleler bize bir şeyi yeniden hatırlattı. Kadınlar hayatın en zor zamanlarında bile umut kurmaya, yeniden başlamaya ve birbirlerine güç vermeye devam ediyor. Yazılan her satır, daha iyi bir yarına duyulan inancı görünür kıldı.
Çünkü biliyoruz ki umut, geleceği aydınlatan en güçlü fenerdir ve gelecek bugün kurulan hayallerden filizlenir.