Ancak yıllarca taşıdığı isim ona ait değildi. Gerçek adı Hussein Abdi Kahin’di.
Somali’de dünyaya gelen Hussein’in babası, o henüz dört yaşındayken iç savaş sırasında hayatını kaybetti. Ailesinden ayrılarak komşu ülke Cibuti’ye gönderildi. Dokuz yaşındayken tanımadığı bir kadın, onu iç savaş nedeniyle Avrupa’nın farklı ülkelerine göç etmek zorunda kalan akrabalarının yanına götürebileceğine inandırdı. Başka bir çocuğa ait belgeler hazırlandı, fotoğrafının yanına “Mohamed Farah” adı yazıldı ve bu kimlikle İngiltere’ye götürüldü. Londra’ya ulaştığında ise kendisine anlatılan hayatın hiçbiri onu beklemiyordu.
Yanında, ailesine ulaşabilmesini sağlayacak adres ve iletişim bilgileri vardı. Farah’ın anlatımına göre kadın, bu bilgilerin bulunduğu kâğıdı gözlerinin önünde yırtarak çöpe attı. Artık ailesine nasıl ulaşacağını bilmiyordu. Ev işleri yapmaya, yemek hazırlamaya ve başka çocuklara bakmaya zorlandı. Başlangıçta okula gitmesine dahi izin verilmedi. Bir çocuğun adı elinden alınmış, ailesiyle bağı koparılmış ve emeği sömürülmüştü.
Yıllar sonra BBC tarafından hazırlanan The Real Mo Farah belgeselinde o günleri anlatırken, evde ailenin bir parçası gibi görülmediğini ve bütün işleri yapan çocuk olduğunu söyledi. Yaşadıklarını uzun süre kimseye anlatamadı. Çünkü insan ticaretine maruz bırakılan pek çok kişi gibi o da korkunun, yalnızlığın ve sessizliğin içinde tutuluyordu.
Pistlerde Bulunan Özgürlük ve Başarı
Hayatındaki değişim okula başlamasıyla geldi. Beden eğitimi öğretmeni Alan Watkinson, onun yalnızca koşu yeteneğini değil, davranışlarının ardındaki sıkıntıyı da fark etti. Farah, yaşadıklarını sonunda öğretmenine anlattı. Öğretmenlerinin sosyal hizmetlerle iletişime geçmesinin ardından güvenli bir aile ortamına yerleştirildi. Koşmak ise kendisini özgür hissettiği yer oldu.
Önceleri futbolcu olmak istese de öğretmeni onun sıra dışı atletizm yeteneğini gördü. Farah, koşarken hayatında ilk kez kendi yönünü ve hızını belirleyebiliyordu. Daha sonra verdiği bir röportajda koşmanın kendisi için bir çıkış ve özgürleşme yolu olduğunu belirterek, “Koşmak beni kurtardı,” dedi.
O çocuk, yıllar sonra dünyanın en başarılı uzun mesafe atletlerinden biri oldu. 2012 Londra ve 2016 Rio Olimpiyatları’nda 5 bin ve 10 bin metre yarışlarını kazanarak Büyük Britanya adına dört Olimpiyat altın madalyasına ulaştı. Dünya şampiyonlukları kazandı ve 2017 yılında atletizme hizmetlerinden dolayı şövalyelik unvanı aldı. Fakat kazandığı bütün madalyaların arkasında, yıllarca açıklayamadığı bir gerçek vardı.
Sessizliği Kıran Gerçek: The Real Mo Farah
Farah, gerçek adının Hussein Abdi Kahin olduğunu ve çocukken insan ticaretine maruz bırakıldığını ancak 2022 yılında BBC One’da yayımlanan The Real Mo Farah belgeseliyle kamuoyuna anlatabildi. Çocuklarına dürüst olabilme isteğinin bu kararı almasında etkili olduğunu söyledi. Dünya onun hızını yıllardır biliyordu; taşıdığı ismin ve çocukluğunun hikâyesini ise ilk kez öğreniyordu.
Rakamlarla Küresel İnsan Ticareti Tablosu
Bugün 30 Temmuz Dünya İnsan Ticaretiyle Mücadele Günü.
Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisinin (UNODC) 2024 Küresel Raporu’nda yayımlanan son karşılaştırılabilir veriler, tablonun ciddiyetini ortaya koyuyor. Dünya genelinde tespit edilen insan ticareti mağdurlarının sayısı pandemi öncesine kıyasla yüzde 25 arttı. Çocuklar, tespit edilen mağdurların yüzde 38’ini oluştururken çocuk mağdurların sayısında yüzde 31’lik artış yaşandı. Zorla çalıştırma ise yüzde 42 ile tespit edilen en yaygın sömürü biçimi hâline geldi.
Bu veriler, Mo Farah’ın çocukken maruz bırakıldığı ev içi hizmetlerde zorla çalıştırılmanın geçmişte kalmış veya istisnai bir durum olmadığını gösteriyor. İnsan ticareti yalnızca sınırlar arasında gerçekleşen yasa dışı bir yolculuktan veya cinsel sömürüden ibaret değil. Aldatma, sahte kimlik kullanımı, aile bağlarının koparılması, hareket özgürlüğünün kısıtlanması, ev içi hizmetlerde veya başka işlerde zorla çalıştırılma da insan ticaretinin farklı biçimleri arasında yer alıyor.
Bu suç bazen kalabalıkların gözü önünde, sıradan görünen evlerin kapalı kapıları ardında yaşanabiliyor. Mağdurlar korku, tehdit, güvensizlik veya haklarını bilmemeleri nedeniyle uzun yıllar boyunca yaşadıklarını anlatamayabiliyor. Bu nedenle risklerin zamanında fark edilmesi, kişilerin güvenle konuşabilecekleri alanların oluşturulması ve doğru destek mekanizmalarına yönlendirilmeleri büyük önem taşıyor.
Fark Etmek, Ses Olmak ve Mücadele Etmek
Sosyal Gelişim ve Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM), 30 yılı aşkın deneyimiyle yürüttüğü koruma faaliyetleri kapsamında insan ticareti mağdurlarına ve mağdur olma riski altındaki hassas gruplara desteğini sürdürüyor. Türkiye’nin insan ticaretiyle mücadelesine katkı sunan SGDD-ASAM, konuya dair ulusal ve uluslararası gelişmeleri de yakından takip ediyor. Hassas durumdaki kişilerin tespit edilmesi, ihtiyaçlarının değerlendirilmesi ve psikososyal, hukuki ve ilgili diğer hizmetlere yönlendirilmesi, bu mücadelenin en önemli adımları arasında yer alıyor.
Mo Farah’ın hayatını değiştiren şey yalnızca koşma yeteneği değildi. Yaşadığı güçlüğü fark eden bir öğretmen, onu dinleyen insanlar ve harekete geçen destek mekanizmaları da bu yolculuğun parçasıydı. Çünkü insan ticaretiyle mücadele, önce görünmeyeni fark etmekle; ardından mağdurların sesine inanmak, haklarını korumak ve onları yalnız bırakmamakla başlıyor.
Dünya onu bir başkasının adıyla koşarken tanıdı.
Yaşadıklarını anlatabildiğinde ise artık kendi ismiyle bilinen bir şampiyon değil, sesi duyulmayan pek çok insanın sesi oldu.