Yeni Bir Hayatın İlk Günleri
Meryem’in yolculuğu yıllar önce Suriye’de başladı. Babadan kalma eski bir nakliye aracıyla ailesinin geçimini sağlamaya çalışan bir eş ve orada hayata gözlerini açan iki evlat… Ancak belirsizlikler kapıya dayandığında, aile zorlu bir kararın eşiğine geldi. Önce eşi Türkiye’ye gelerek bir iş buldu, iki yıl sonra ise Meryem iki çocuğunu yanına alıp Hatay’ın yolunu tuttu.
“Suriye’den buraya geldiğimiz günden beri yeni bir hayat kurmaya çalışıyoruz,” diyor Meryem.
Yeni bir ülke ve bilinmezlerle dolu bir hayat başlarken, karşılarına hayatlarının yönünü değiştirecek biri çıktı: Ev sahipleri Deniz* Hanım.
“Bizim bu hayattaki en büyük şansımız Deniz Hanım’dı,” diyor Meryem.
Deniz Hanım, onlara sadece bir evin anahtarını değil, gönlünün kapılarını da açtı. Kirayı dert etmedi, gecikmeleri konu bile yapmadı. Ama en önemlisi, Meryem’in çocuklarını kendi evlatlarından ayırmadı.
“Çocuklarına marketten ne alsa benim çocuklarıma da aynısından alırdı, hiç ayırmazdı.”
Bu öyle bir bağdı ki, bir ev paylaşımından çok daha fazlasına dönüştü. Ailenin Türkiye’de hayata tutunmaya çalıştığı süreçte, 2020 yılında doğan kızlarına bu derin minnetin en güzel izi olarak Deniz ismini verdiler.

Değişen Hayatlara Uzanan Destek
Depremden etkilenen pek çok kişi gibi, Meryem’in hayatı da 6 Şubat’tan sonra bambaşka bir yöne evrildi. Ancak depremle birlikte evleri yıkıldı, geride birçok anı kaldı. Aile için konteyner kentte her şeye rağmen yeni ve umut dolu bir yaşam mücadelesi başladı. Meryem o günlerde en küçük çocuğuna hamileydi ve o süreçte Sosyal Gelişim ve Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM) ile tanıştı. Hamilelik sürecinde kendisine destek olundu, çocukları ise çocuk dostu alanlarda güvenle vakit geçirerek yeniden gülmeyi hatırladı.
23 Nisan Çocuk Bayramı Telaşı
Konteyner kentten kalıcı bir yuvaya geçiş süreci, zorlu hava şartları ve maddi imkânsızlıklar nedeniyle Meryem’i en çok zorlayan dönemlerden biri oldu. Kısa sürede yeni bir düzen kurma mecburiyeti, beraberinde büyük bir koşturmacayı getirdi. Tam da bu süreçte, Deniz Hanım bir kez daha yanlarında oldu; mahalle mahalle gezerek oturdukları kiralık evi buldu. Böylece aile, zorlu bir sürecin ardından yeniden bir düzen kurmaya başladı. Bugün Meryem’in altı çocuğu var. Çocukların her yıl kalbi çarparak beklediği kendi bayramları olan 23 Nisan yaklaşırken, okulda yapılacak gösteriler için hepsine özel kıyafetler gerektiğini öğrendiğinde, evin içini düşündürücü bir telaş kapladı. Bir anne olarak hepsinin o sahnede arkadaşlarıyla yan yana, aynı neşeyle ışıldamasını istiyordu. Gösteride yer alacak çocuklarının o gün kendini eksik hissetmemesi, Meryem için her şeyden daha önemliydi. Tam o telaşlı hazırlık sürecinde, Save the Children Türkiye ve SGDD-ASAM beraber yürüttüğü proje devreye girdi ve altı çocuğun da bayram kıyafetleri sağlandı. Meryem, omuzlarındaki yükün yerini huzura bıraktığı o anı şöyle anlatıyor:

“Çocuklarımın o gün sadece bayramı düşünmesini istiyordum. Altı evladımın da yüzünün aynı anda güldüğünü görmek, benim en büyük bayramım oldu.
Bir anne olarak çocuklar kadar sevindim, çocukların kendilerine hediye edilmiş bir bayramda kendilerini kötü hissetmesi beni derinden üzerdi. Kızım Deniz büyüyünce çocuk doktoru olmak istiyor. Belki de bugün bize yapılan iyiliklerin karşılığını bir gün başkalarına vermek istiyor,” diyor Meryem.
Bugün Hatay’da, dayanışmanın gölgesinde büyüyen Deniz ve kardeşleri, yalnız olmadıklarını biliyor. Çünkü artık biliyorlar ki; bazen bir hayatı değiştiren şey büyük mucizeler değil, tam zamanında uzanan bir eldir.
Ve o el, bir çocuğun yüzünde bayram sabahı görülen o gülümsemeye dönüşür; çünkü çocuklara en çok kendi bayramlarında gülmek yakışır.