Ne zaman başım sıkışsa kırmızı yelekli kahramanlara koştum

“Her türlü zorluğa rağmen mutlu olmalıydım. Çünkü bir evde anne mutluysa, tüm aile mutlu olur,” diyen Elif Hanım* (38), Save the Children Türkiye ve SGDD-ASAM iş birliğiyle sunulan destekle Hatay’da hayatını adım adım yeniden kuruyor.

Elif Hanım’ın hayatı Suriye’de, ailesiyle birlikte kurduğu sade bir düzenle ilerliyordu. Eşi arıcılıkla geçimini sağlıyor, çocuklarıyla birlikte kendi hayatlarını sürdürüyorlardı. Ancak ülkedeki belirsizlik arttıkça bu düzeni devam ettirmek mümkün olmadı. Daha önce Hatay’a yerleşen ağabeyinin varlığı, onlar için bir çıkış yolu oldu.

Elif Hanım, biri henüz 6 aylık, diğeri 1,5 yaşında olan iki çocuğunu yanına alarak, eşinin ailesiyle birlikte Türkiye’ye geldi. Eşi ise bir süre sonra onlara katıldı. İlk günler ağabeyinin evinde geçti. Kalabalıktı ama kendilerini güvende hissediyorlardı. Kısa bir süre sonra küçük bir eve taşındılar. İmkânlar sınırlıydı ama çevrelerinde onları yalnız bırakmayan insanlar vardı. Ev sahiplerinin ve komşuların desteğiyle çocukların temel ihtiyaçları karşılandı.

Elif Hanım’ın eşi Samir Bey* boyacılık yaparak ailesinin geçimine katkı sağlamaya başladı. İlk zamanlarda haftada sadece bir gün çalışabiliyordu. Ama o bir gün bile evde bir şeyleri değiştirmeye yetmişti. Bebeklerin mama ve bez ihtiyacını karşılayabilmek bile aileyi bir nebze rahatlattı.

Elif Hanım o günleri anlatırken, “Ayakta kalmak yetmiyordu. Çocuklarımız için hep bir adım ileri gitmem gerekiyordu” diyor.

Değişen Koşullarda Hayat

6 Şubat depremleriyle birlikte hayat bir kez daha değişti. Yaşadıkları ev hasar aldı. Önce çadırda, ardından konteynerde yaşamaya başladılar. Çocuklar bir süre okuldan uzak kaldı. Günler, belirsizlik içinde yeniden bir düzen kurmaya çalışmakla geçti.

Save the Children Türkiye ve SGDD-ASAM iş birliğiyle yürütülen proje ile sağlanan maddi destek, aile için adeta bir nefes alma alanı açtı. Bu destek sayesinde yeni evlerinde daha güvenli bir yaşam alanı oluşturabildiler. Çocuklar yeniden okula yönlendirildi. Okul kayıtları yapılan beş çocuk için üniformalar alınırken, 23 Nisan etkinliklerine katılabilmeleri için de kıyafetler temin edildi.

Elif Hanım bu süreci şöyle anlatıyor:
“Ne zaman başım sıkışsa kırmızı yelekli kahramanlara koştum. Kapılarını her çaldığımda yardımcı oldular. Her seferinde işimi biraz daha kolaylaştırdılar. Yanımda olduklarını bilmek bana güç verdi.” “Bu destek, onun için sadece maddi değil aynı zamanda yalnız olmadığını hissettiren güçlü bir dayanaktı”

Evde Büyüyen Hayaller

Bugün o evde geçim telaşı yavaş yavaş azalıyor, hayaller ise büyüyor.

Çocuklardan 8 yaşındaki Lina*, tiyatrocu olmayı hayal ediyor. Evde oynadığı oyunlarda farklı karakterlere bürünüyor, en sevdiği oyuncunun Hande Erçel olduğunu söylüyor. Bir gün onunla tanışmayı hayal ediyor.

7 yaşındaki Ömer* ise futbolcu olmak istiyor. Arda Güler’i örnek alıyor, maçlarını kaçırmıyor ve sürekli top oynuyor. Kendi oyununu ona benzetiyor. Hatta geçtiğimiz hafta sonu oynadığı maçta attığı golü, Arda Güler’in Bayern Münih’e frikikten attığı gole benzetiyor.

Zorluklara rağmen mutlu olmayı başarabilenler, hayal kurmaktan vazgeçmez. Belki de bu hikâyenin en güçlü yanı tam da burada saklı. Tüm yaşananlara rağmen bir çocuğun hayal kurabilmesi, bir annenin umudunu koruyabilmesi… “Asıl pelerin masal kahramanlarında değil en zor anlarda bile hayal kurmaktan vazgeçmeyenlerin omuzlarındadır”

*Güvenlik sebebiyle yazıda yer alan isimler değiştirilmiştir.