2023 yılında Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi merkezli depremler, Mustafa* ve ailesinin hayatını derinden etkiledi. Ancak deprem birçok şeyi değiştirse de bir babanın çocukları için yeniden başlama kararlılığını değiştiremedi. Save the Children Türkiye ve Sosyal Gelişim ve Dayanışma Derneği (SGDD-ASAM) iş birliğiyle sağlanan destekler, Mustafa’nın çocukları için yeniden kurmaya çalıştığı hayata eşlik etti.
Sabahın erken saatlerinde, güneş henüz tam doğmamışken Mustafa*, yeni taşındıkları evin küçük penceresinden dışarı bakıp hayal kuruyor. İki odalı bu ev ne geniş ne de konforlu. Ama onun için burası, çocuklarının yeniden güvende hissedebileceği bir yer. Belki de uzun zamandır ilk kez.
Mustafa ve ailesi uzun yıllardır Türkiye’de yaşıyor. Çocuklarının güven içinde büyüyebileceği bir hayat kurmaya çalışırken zamanla Hatay’da kendilerine yeni bir düzen oluşturmuşlardı.
Ta ki 2023 yılında yaşanan depremlere kadar. Deprem sadece evlerini değil, kurdukları hayatı da değiştirdi.
Depremin ardından aile için konteyner kentlerinde geçen yeni bir dönem başladı. Adresler değişse de Mustafa’nın önceliği değişmedi: Çocukları için güvenli bir yuva kurmak. “Aile için konteyner yerleşiminden kiralık bir eve geçiş süreci başladığında Mustafa’nın bulduğu küçük ev, aile için yeni bir başlangıcın ilk adımı oldu.
Bu geçiş, çocuklar için yalnızca bir mekân değişikliği değil; aynı zamanda yeniden alışmayı, yeniden güvenmeyi ve yeniden bağ kurmayı öğrenmek anlamına geliyordu.
14 yaşındaki Aişa* için değişen adresler, okula yeniden alışmayı da zorlaştırdı. Okul formasının olmaması, onu arkadaşlarından ayrı hissettiriyor; okula gitmek istememesine neden oluyordu.
Aişa’nın okula yeniden dönebilmesi için atılan adımlar ise bu sessiz mesafeyi yavaş yavaş ortadan kaldırdı. Save the Children Türkiye ve SGDD-ASAM iş birliğiyle sağlanan okul forması, onun için küçük ama belirleyici bir eşik oldu. O forma ona bir mucize getirmedi; ama sınıfa girdiğinde artık yalnızca “Yeni gelen çocuk” değil, o okulun bir parçası olduğunu hissettirdi. Bugün Aişa yeniden okula gidiyor, sınıfına ve eğitimine yeniden tutunmaya çalışıyor.
Mustafa’nın yükü ise yalnızca barınma ya da geçim değil. Depremden önce hem kendisi hem de çocukları düzenli takip ve tedavi gerektiren bir sağlık sorunu nedeniyle tanı almıştı. Ancak depremden sonra kendi sağlığını düşünmeye fırsat bulamadı.

Tam da bu noktada SGDD-ASAM saha çalışanları kendisine ulaştı. Yapılan yönlendirmelerle Mustafa yeniden sağlık hizmetlerine başvurdu, çocuklarının kontrollerini yaptırdı ve ailenin sağlık takibi yeniden düzenli hale gelmeye başladı.
Proje kapsamında sağlanan kira, gıda ve yakıt desteği; ailenin yeni evinde biraz olsun nefes almasına, sofraya daha huzurlu oturmasına ve soğuk günlerde bir arada kalabilmesine katkı sağladı.
Mustafa bu süreci kendi sözleriyle şöyle anlatıyor:
“Depremden sonra çocuklarımın yeniden kendilerini güvende hissetmesi benim için çok önemliydi. Yeni bir eve taşındığımızda ilk kez ‘artık gerçekten bir yuvamız var’ diyebildik. Bir baba olarak en zor şey çocuklarınızın ihtiyaçlarını karşılayamadığınızı hissetmek. Bu destek bize yalnız olmadığımızı hissettirdi. Çocuklarımın yüzündeki gülümseme bana güç veriyor.”
Şimdi evde akşamları daha fazla ses var. Aişa’nın okuldan getirdiği küçük detaylar, çocukların oyun sesleri, sofrada paylaşılan kısa sohbetler… Hayat yavaş yavaş geri geliyor.
Mustafa için Babalar Günü, takvimde işaretli bir kutlamadan çok, her gün yeniden üstlendiği bir sorumluluğu hatırlatıyor.
Bu Babalar Günü’nde onun hikâyesi, babalığın bazen büyük sözlerde değil; bir çocuğun okula yeniden dönebilmesi için gösterilen çabada, soğuk bir günde evi ısıtma telaşında, sofraya eksik de olsa umutla oturabilmekte saklı olduğunu hatırlatıyor.
Mustafa’nın en büyük isteği, çocuklarının yeniden korkmadan gülebilmesi. Çünkü onun için baba olmak, her şeye rağmen çocuklarına “Buradayım” diyebilmenin başka bir yolu.
Ve bugün, küçük bir evin içinde yeniden duyulan çocuk sesleri, Mustafa için Babalar Günü’nün en gerçek karşılığına dönüşüyor:
“Onlar yeniden gülüyorsa, yeniden başlamak için her zaman neden var”