Personel

İletişim Bilgileri

COVID-19’un Mülteciler Üzerindeki Etkisine İlişkin Raporlara Dayalı Sistematik Bir Derleme

Dili: Türkçe
Yayınlanma Tarihi: Ekim 2020
Güncellenme Tarihi: -

Hakkında

Bu çalışma, Covid-19 salgının mülteciler üzerindeki etkilerini konu edinen raporları tanımlama ve sistematik olarak karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Bu kapsamda, ulusal ve uluslararası alanda sivil toplum kuruluşları tarafından yayınlanan raporlara dayalı sistematik derleme niteliğinde olan bu çalışmada, 20 araştırma raporu incelenmiştir. Haziran – Ağustos 2020 tarihlerinde gerçekleştirilen bu sistematik derlemeye dahil etme ölçütleri, Covid-19’un mültecilere etkilerine yönelik ulusal ve uluslararası alanda gerçekleştirilmiş, Nisan – Haziran 2020 tarihlerinde yayımlanmış, İngilizce ve Türkçe olan araştırma raporlarıdır.

Bu çerçevede, incelenen raporlardan 13’ü Türkiye’yi, 4 rapor ise Ürdün, Kolombiya ve Uganda gibi farklı ülkeleri kapsamıştır. Çalışmaya dahil edilen raporlar metodoloji, örneklem özellikleri, kapsadığı iller ve elde edilen bulgular bağlamında ele alınmış ve ulusal ve uluslararası raporlar olmak üzere iki temel başlık altında gruplandırılarak çeşitli tanımlayıcı konu başlıkları altında incelenmiştir.

Bu çalışmanın kapsamına alınan araştırmalar Covid-19 salgının mülteciler üzerindeki etkisinin sosyo-ekonomik ve psikolojik boyutlarını içeren önemli sonuçlar içermektedir. Çalışmanın sürdürülebilir olması ve salgının ilerleyen süreçlerinde mültecilere etkilerine yönelik yayınlanan raporların sistematik olarak derlenmesi amacıyla bu rapor güncellenerek belirli periyotlarla SGDD Göç Akademisi tarafından yayınlanmaya devam edecektir.

Covid-19 salgının mülteci topluluklar üzerindeki etkisini ortaya koymaya yönelik salgının ilk 3 ayında yapılan ulusal ve uluslararası raporlar değerlendirildiğinde temel ortaya çıkan bulgu başlıklarının Covid-19’a ilişkin bilgiye erişim ve farkındalık, sağlık hizmetlerine erişim, uzaktan eğitime erişim, geçim kaynakları, temel ihtiyaçlara erişim ve koruma olduğu belirlenmiştir. Değerlendirmeye alınan çalışmaların neredeyse tamamının anket tekniği içeren nicel çalışmalar olduğu, 2 araştırmanın ise nitel yöntem ile yürütüldüğü ortaya çıkmıştır.

Ulusal ve uluslararası raporlarda ortaya çıkan bulgular ışığında mültecilerin çoğunluğunun Covid-19 salgınına ilişkin bilgileri yoğunluklu olarak öncelikle televizyondan daha sonra ise diğer medya araçlarından edindikleri saptanmıştır. Pandemi süreciyle birlikte mültecilerin büyük bir kısmının iş kaybı ile karşı karşıya kaldığı tespit edilmiştir. Harcama ve ödemelerinin etkilenmesiyle birlikte kira, gıda, bebek bezi ve maması, devam sütü, kıyafet gibi temel ihtiyaçları karşılamada zorlandıkları ortaya çıkmıştır. Özellikle mültecilerin temel hijyen gereksinimlerini karşılamakta zorluk çektikleri ve hijyen pratiklerini sürdürme ve gerekli sağlık önlemlerini alma konusunda zorlandıkları ortaya konmuştur. Özellikle Pandemi sürecinde Türkiye’de yaşanan sokağa çıkma kısıtlamalarının engelli ve yaşlı bireylerin bulunduğu ailelerin marketlere erişim gibi konularda zorluklar yaşamasına neden olduğu tespit edilmiştir.

İncelenen raporlar, Covid-19 dönemindeki uzaktan eğitime erişimin önündeki en temel engellerin; televizyon, internet erişimi, akıllı telefon, bilgisayar, tablet, vb. donanımların olmaması, dil bariyeri, uzaktan eğitime ilişkin bilgi eksikliği, ev ortamının kalabalık olması bulgusunu ortaya koymuştur. Televizyon ve akıllı telefona erişimi bulunan ve çevrim içi olarak dersleri takip edebilen mülteci çocukların ise yaşadığı en büyük sıkıntıların başında televizyonun eski ve/veya küçük olması ve internet hızı/kopma problemi gibi aksaklıklar olduğu ortaya çıkmıştır.

Her ne kadar toplumsal şiddet, ihmal ve istismar, engellilik ve kronik hastalık vb. hassasiyetlere ve psikososyal iyilik haline ilişkin konuları ele alan oldukça sınırlı sayıda çalışma olsa da, ulusal ve uluslararası raporlarda pandemi sürecinde fiziksel, ekonomik ve psikolojik şiddet, yakın partner şiddetinde artış, sömürü (seks işçiliği, cinsel şiddet), cinsel istismar ve erken evlilik gibi olumsuz baş etme yöntemlerine başvurulduğu tespit edilmiştir. Destekler nitelikte, Ürdün’de hem mülteci hem de yerel topluluklarda cinsiyete dayalı şiddetin Covid-19 sonrasında arttığı, bu şiddetin özellikle kendini ev içi şiddet olarak gösterdiği saptanmıştır. Lübnan’da ise yerel topluluklara ve mültecilere yönelik koruma faaliyetlerine ihtiyaç bulunduğu, özellikle pandemi sürecince yoğun olarak görülen olumsuz baş etme mekanizmalarının önüne geçebilmek için stresle baş etme, ev içi şiddet, ayrımcılık, fiziksel ve cinsel taciz gibi konularda çalışmaların yürütülmesi gerekliliği tespit edilmiştir. Özellikle var olan toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin Covid-19 salgını ile birlikte derinleştiği, olumsuz sağlık ve ekonomik koşullar ile birlikte kadınların ev-içi emeğinin önemli ölçüde arttığı saptanmıştır. Bu durum ülkemizde ve dünyada farklı hassasiyetlere ve risklere sahip örneklemlerle daha derinlikli çalışmaların yapılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.